Wonder Woman

4 dakikada okuyabilirsiniz
Wonder Woman

2013 yılında Man of Steel adlı yeni Superman filmiyle birlikte DC Extended Universe serisi başladı fakat beklediği ilgiyi çekemediği gibi, aynı zamanda çokça tartışmaya da yol açtı. Marvel’in uzun soluklu ve daha çok beğenilen sinematik evreniyle rekabete girmek isteyen DC Comics bu alanda hamleler yaparken, iyi adımlar atsa da bir türlü üstünlüğü eline alamadı.

Man of Steel, Batman v Superman ve Suicide Squad gibi şimdiye kadar gösterime giren Warner Bros. Yapımı DC Comics filmleri genellikle garip, sıkıcı, anlatım yönünden dağınık olduğu gerekçesiyle beğenilmedi. Aynı zamanda şiddet öğelerini dengesiz şekilde kullanımı, bunu bir fetiş öğesi hâline getirmesi de ciddi derecede eleştiriler doğurdu. Diğer yandan filmlerdeki süper kahramanların bu yola girme sebeplerinin anlatım şekli de hep yavan bulundu.

Buna rağmen, görünüşe göre DC Comics evreni serinin son yapımı Wonder Woman’la birlikte seviye atladı. Her ne kadar eleştirilen kısımların birçoğu yine Wonder Woman’da yer alsa da, bu sefer ortada daha farklı ve eğlenceli bir bakış açısı var.

Wonder Woman, önceki DC Comics karakterlerinde olmayan bir aydınlığa ve çarpıklığa sahip fakat aynı zamanda ortada felsefik bir çatışmayla, kimlik bulmaya çalışan bir süper kahraman da var. Yine DC evreninin favori temaları işleniyor; insanlık süper kahramanlara ihtiyaç duyuyor ve bu adaleti sadece bir kişi sağlayabilir. Fakat olay şu ki, Wonder Woman dünyadaki yerini sorguluyor fakat kendi öz benliğini sorgulamıyor ve hikâyedeki tüm farklılığı da bu yaratıyor.

Wonder Woman – Diana karakteri, her zaman ilk sıraya insanlığını koyuyor. Diana (Gal Gadot tarafından canlandırılıyor), çocukluğundan beri bir savaşçı olmak istiyor ve bu yüzden de fazla koruyucu olan annesi Hippolyta’ya devamlı karşı koyuyor. Lider Antiope onu gizlice eğitmeye başlıyor ve Diana, beklenilen de iyi, güçlü ve kendine güvenen bir dövüşçü hâline geliyor.

Steve Trevor (Chris Pine)

Hikâyenin kırılma noktası ise büyülü, gizli adaları Themyscira’ya yabancıların gelmesiyle gerçekleşiyor. İlk olarak kaçak İngiliz ajanı Steve Trevor, ardından da onu takip eden Alman askerleri iniş yapıyor. Tabii ki Amazon kabileleri dünyadan pek haberdar değil ve onlar adadayken, aynı zamanda 1. Dünya Savaşı yaşanıyor ve son dört yılda, 25 milyon insan hayatını kaybetmiş durumda. Bu sırada hırslı Alman generali Ludendorff ve onun bilim adamı Dr. Maru, savaşın kaderini değiştirecek bir silah üzerinde çalışıyorlar.

Ya sonra? Steve’in savaş hakkında sunduğu raporlar yüzünden Diana dehşete düşerek adayı terk ediyor çünkü ona göre bu olanların sebebi, Amazonlar’ın eski düşmanı, savaş tanrısı Ares. Diana, eğer Ares’i bulup öldürürse, Almanların vazgeçeceğini düşünüyor ve macera da bu şekilde ilerliyor.

Diana vs. Ares

Wonder Woman, birçok farklı konuyu harmanlayan bir yapım. Yeri geliyor mizah sunuyor, yeri geliyor sinir bozuyor veya bizi hoş bir maceraya davet ediyor. Fakat en etkileyici yanı, Amazonların ve Diana’nın gerçek dünyadaki konumu. Film Themyscira’yla açılıyor ve ilk olarak bu efsanevi bölgeyi görüyoruz. Ardından hikâye Steve’in alışık olduğumuz kirli dünyasına döndüğünde, Wonder Woman gözümüze gerçek dışı bir figür olarak gözüküyor.

Wonder Woman’ın yer yer feminist bakış açıları da var ve yönetmen Patty Jenkins’in de bu konuya dair yaptığı açıklamalar bulunuyor. Jenkins, bir kadın yönetmen olmanın ve kadın süper kahramanları resmetmenin zorluklarından bahsetmeyi ihmal etmiyor. Çünkü şu da bir gerçek ki, bugün modern sinema kitleleri için kadın bir ana karakter görmek oldukça garip. Aynı zamanda geniş kitleleri, ana karakterin kadın olduğu bir süper kahraman filmine çekmek de zor. Wonder Woman bunu şaşırtıcı şekilde başarırken, izleyici kitlesinin de büyük çoğunluğu erkeklerden oluşuyor.

Wonder Woman daha çok savaşın getirdiği felaketler üstüne eğilen bir filmken, diğer DC Comics filmlerindeki temalara göre bö yönüyle de ayrılmakta. Batman, suçlulara işkence edip Superman’i öldürmeye çalışırken, Superman ise yanlışlıkla şehirleri yok ediyor ve diğer kötü kahramanları öldürüyordu. Wonder Woman’ın ise tek kaygısı adaletsizliğe karşı savaşıp, masum hayatları kurtarmak. Evet, hepsi bundan ibaret.

Wonder Woman (Gal Gadot)

Elbette Wonder Woman’ın da kaçınılmaz hataları var ve zaman zaman kötü kahramanlar filmde fazla mesafeli, aksiyondan uzak durabiliyorlar ama bunlar hoş görülebilir şeyler. En azından sıradaki DC Comics filmleri de Wonder Woman’ın başarısından ders çıkarmayı öğrenecektir. Yüksek aksiyon, güzel sinematografi bir araya gelirken, hepsinden önemlisi önümüze anlamlı bir film konuluyor.

Son 4 yılda Batman, Superman ve Suicide Squad filmleri kahramanlığın ne olduğuna dair soruları sordu. Wonder Woman ise nihayet bunları yanıtlıyor ve alkışları topluyor.

[et_bloom_inline optin_id="optin_1"]
YO! Ben Tuğrul. Ekim 15'inde Trabzon'da dünyaya geldim. Nişantaşı Üniversitesi, Grafik Tasarım bölümü öğrencisiyim. Hayvansever, dizikolik ve fanatiğimsi Trabzonsporluyum.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here